Bi lodos lazım şimdi bana…

rahsangulsan@sozcu.com.tr

 

Sezen’in bu yıl müzikte 40’ıncı yılıymış. Benim tüm ömrüme denk geliyor bu.
Bunu kutlamak için ‘Sezen’li Yıllar’ isimli bir prodüksiyona imza atmış Most Production.
Cüneyt Özdemir proje yönetmenliğini üstlenmiş.
Zeynep Tanbay koreografinin başına geçmiş.
Bu yüzden merakım yüksekti.
Ve konser müthiş Sezen Aksu klasiği ‘Küçüğüm’ ile başladı.

 

sezen-1

Ancak geçtiğimiz aylarda ayak bileğini kıran Aksu’nun canı çok yanıyordu.
Ve bu acı yüzüne yansıyordu.
Dolayısıyla şarkıların havasına girmekte zorlandı.
Hatta üçüncü şarkıda bir ara sahneden inmek zorunda kaldı.
Ama sonra kendini toparlamayı başardı.
E 40 yıl tabii, kolay değil.
Repertuvar müthiş seçilmişti. Özlediğim ne kadar Sezen şarkısı varsa tek tek hasret giderdim.
Ancak Sezen’in gerçekten çok tadı yoktu. Bu da insana kendini birazcık suçlu hissettiriyor doğrusu.
Kadıncağız karşýnızda acısını saklamaya çalışarak şarkı söylemeye çalışırken hiç de eğlenemiyor.  ‘Sezen’li Yıllar’ konser serisinde (ekim ayında Volkswagen Area’da iki konser daha yapılacak) Cüneyt Özdemir’in farkı hemen hissediliyor.
Şimdiye kadar yerli bir konser prodüksiyonunda gördüğüm en güzel video gösterisi eşlik etti Aksu’nun şarklarına.
Asıl patlama ise ‘Kavaklar’, ‘Son Bakış’ ve ‘Güvercin’ şarkılarını seslendirirken yaşandı.
İnsanın tüylerini diken diken eden video ekranında Erdal Eren, Madımak kurbanları, Hrant Dink geçerken gözlerimiz dolu dolu oldu. Konser daha sonra Sezen Aksu’nun klasikleriyle devam etti.
Zeynep Tanbay’ın koreografileri ve müthiş kabiliyetli dansçıları ilk kez Açıkhava’da bir konserde keyif verdi.
Gerçekten şarkılara hazırlanmış özel dans koreografileri ve dansçıların performansı mükemmeldi.
Açıkçası uzun zamandır izlediğim en derli toplu ve adına prodüksiyon denilebilecek bir konsere tanık oldum. Ah bir de Sezen gününde olsaydı herhalde yıllarca unutamayacağımız bir konser olabilirdi.
Ama yine de bu özel kadının sanat yolculuğuna tanıklıkta özel bir geceydi.
Sezen’i dinlerken aklıma son dönemlerde yaptığı talihsiz politik seçimler yüzünden ona küsenler geldi.
Biliyorum bazılarımız onu hiç affetmeyecek ama ben kendi adıma çoktan affettim.
Hayatımın çok kritik anlarında cümlelerini akıl almaz güzellikteki melodilerle evlat edindiğim kadına kin tutamayacağım üzgünüm.
Sahneye çıkıp Madımak’tan Erdal Eren’e kadar birçok şeyi anımsayan kadına da kin tutamayacağım.
Hepimiz hata yapıyoruz. Kimi küçük, kimi büyük.
Ben sırtımda böyle yükleri uzun süre taşýmayı sevmiyorum.
Gerisi sizin bileceğiniz iş tabii ki… Işýklar yandığında Harbiye Açıkhava’yı dolduran yüzlerce kişi bu müzikal yolculuğun 40’ıncı yılına tanıklık ettiği için memnundu.
Seneye ne olur, kim kalır, kim göçer bilemem ama umarım Sezen Aksu’yu aramızda daha sağlıklı görürüz.

 

reklam-1

Bu reklam çok tartışılır

 

İngiltere’deki Harvey Nichols mağazası çok tartışılacak bir reklama imza atmış.
Yeni bir müşteri sadakat programı başlatan ve “Bedava şeyleri seviyorsanız onlara yasal olarak sahip olun” sloganıyla çıkan reklamda mağazada kameralara takılan gerçek hırsızların görüntüleri kullanılmış.
Gerçek insanların kafalarına komik animasyon maskeler takarak kapatıldığı reklam gerçekten ilginç bir seyirlik.
Onlarca insanın sıra dışı bir soğukkanlılıkla hırsızlık yaptığı anlar hakikaten ilginç.
Ama ardından yakalanma görüntüleri geliyor. Ve hepsi bir odaya kapatılıyor.
Tatsız görüntüler…
Ve mağaza patlatıyor sloganı: “Bedava şeyleri seviyorsanız onlara yasal olarak sahip olun!”
Gerçekten çarpıcı bir reklam. Ve sağlam mesaj.

 

reklam-2

 

 

Geçtiğimiz hafta…

 

– En keyifli anlarımı Alman Sefarethanesi bahçesinde Frank Sinatra ve Bille Holiday şarkılarının seslendirildiği ‘Sinatra and Lady Day’ konserinde geçirdim. China Moses, Oleta Adams ve Aloe Blac müthiş bir konser verdiler. Boğaz’ın en güzel köşklerinden birinin bahçesinde müzikseverlerle nefis dakikalar geçirdik.
– En kötü dakikalarımı hatta saatlerimi trafikte geçirdim. İstanbullu yine tatile otomobiliyle gitmeye karar verdi. Ve her yıl olduğu gibi yetkililerin bayramın geldiğinden o gün haberleri oldu. Tam bir cinnet haliydi. Kamyonlarla, kendi saygısızlığımızla azap dolu dakikalar geçirdik. Ama hiç değilse biz bu kentte kalanlar birkaç trafiksiz gün geçireceğiz. (Umarım!)
– Televizyonda yine şahane bir şey yoktu. Yaz dizileri yine bizlerin zekasının yazın düştüğü sanrısı üzerinden kurgulanıyor. Klişeden klişeye koşan hikayeler, özensiz diyaloglar ve bitmek bilmeyen uzuuun süreleriyle yaz dizileri televizyon izlemeyi çekilmez hale getirdi.
– Tuhaf bir karar Danıştay’dan geldi. Hukukçuların anlattığı karar iptal gerekçelerinin hiç biri oluşmamışken Gezi Parkı Topçu Kışlası ile ilgili karar iptal edilip yeniden Kışla’nın önü açıldı. Hukuk bir kez daha ayaklar altına alındı ve Gezi Parkı kaşýmasına geri dönüldü. Bunu hiç ama hiç sevmedim. Kentin göbeğinde kalan bir dal yeşillik amma gözünüze battı arkadaş! Kucağınızda beton kamyonu nereye döksek diye…

 

Her cennete üzülmek zorunda mıyız?

 
Artık gerçekten iyice işkenceye dönüştü iktidarın beton aşkı.
Neredeyse betonla tanışmayan cennet köşe kalmadı.
Her köşe için ayrı endişe duymak zorundayız sanırım.

 

dag

 

Bizim adımıza devlette doğayı koruyan hiçbir kurum, kuruluş ve kişi kalmadı galiba. şimdi Hatay Arsuz Konacık Kanyonu var beton kamyonlarının hedefinde.

Şu önce ve sonra fotoğraflarına bakar mısınız cennetin?

dag-2

 

Konacık köylülerinin açtığı Facebook sayfasında paylaştıkları fotoğraflarla ortaya çıkan bu yeni katliam sonrası HATSU yani Hatay Su İşleri Müdürlüğü bir açıklama yapmış. Ancak açıklama yapan ve biz oraya zarar vermedik diyen 2. Bölge Bakım Onarım şube Müdürü’nün fotoğraf çektirdiği yer ile katliama uğrayan göl aynı görünmüyor.
Fotoğraflar gerçekten çok dramatik. Taş doldurulmuş göletin geleceği meçhul. Yazık be gerçekten çok ama çok yazık. Gözünde doğal kaynakların, doğal güzelliklerin hiçbir değeri olmayan bu insanların nasıl yetiştiğini gerçekten çok merak ediyorum.

 

traktor

 

Bu kalpsizliğe ulaşmak için çok özel bir eğitimden geçiriliyor olmalılar.
Çünkü benim bildiğim Anadolu hiç de böyle yaklaşmaz doğal güzelliklerine.