BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Burak GÖRAL 09:41 14 Kasım 2015

Cem Yılmaz’dan pahalı bir aksiyon komedisi

Cem Yılmaz filmlerini iki kategoride değerlendirmek gerekiyor: Küçük adamın küçük trajik komedisi ve küçük adamın büyük fantastik komedisi… Onu sinema seyircisiyle buluşturan ve senaryosu kendine ait olan ilk filmi ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ın Altan’ı ve yönetmenliğine de ortak olduğu ‘Hokkabaz’ın İskender’i ve tek başına yönettiği ‘Pek Yakında’nın Zafer’i de trajikomik karakterlerdir. Gerçektirler ve hepimizin yaşayabileceği hesaplaşmalar içine girip, hataları ve erdemleriyle birlikte acı-tatlı olaylar yaşayarak huzurlu bir hayata ulaşmaya çalışırlar.

 

HİÇBİR MASRAFTAN KAÇINILMAMIŞ

 

ali-baba
Bir diğ4er kategori ise ‘G.O.R.A.’ ve ‘A.R.O.G’un Arif’i, ‘Yahşi Batı’nın Aziz’i var. Ait oldukları toplumda küçük ve önemsiz yerlere sahip olan Arif ve Aziz, şans eseri düştükleri bir belanın içinde ilk baştaki şaşkınlıklarını attıktan sonra ustalaşırlar. Küçük bir alışma sürecinin ardından düzeni domine edecek bir hale dönüşürler. Cem Yılmaz bu sırada ‘Türkler uzayda’, ‘Türkler taş devrinde’ ve ‘Türkler vahşi batıda’ (ya da bu filmindeki gibi Türkler Avrupa’da) trükleriyle oynar ve oralardan espri üretir. Şovlarında yaptığı gibi bizi bize anlatarak güldürmeyi iyi bilir.
Açıkçası ben ilk kategorideki filmlerini daha çok severim çünkü Yılmaz’ın asıl yapmak istediği sinemanın o olduğuna inanırım. O filmlerindeki karakterler komik olmalarına rağmen acı çekerler. Onlar daha bizdendir ve yaşadıkları sorunlar öyle ya da böyle bizi de ilgilendirir. İkinci kategorideki filmlerini ise Yılmaz’ın gişede büyük hasılata ulaşma çabası olarak görmekteyim. Bu filmler de kuşkusuz onun yadsınamaz sinema sevgisini barındıran, masraftan kaçınılmamış şık prodüksiyon tasarımlarıyla oluşturulmuş, sık sık güldüren ama eninde sonunda şurup şeker filmlerdir. Sırf gişe için yapılmış, ucuz komedilerin arasında yine de pırıl pırıl parlarlar.
cem-yılmazDağınık bir yapı ama bol kahkaha
‘Ali Baba ve 7 Cüceler’ Cem Yılmaz’ın sözünü ettiğimiz ikinci kategorideki filmlerinden biri.
Bulgaristan’daki bir bahçe ürünleri fuarında kendi imalatı olan cüce heykellerini pazarlamaya çalışan sıradan bir esnaftır Ali Şenay. Kayınbiraderi İlber’le birlikte bir dizi karışıklığın sonucunda kendilerini Interpol tarafından gözetlenen, kirli işlerin içindeki tehlikeli işadamı Boris Mançov’un ‘insan avı’ partisinde, değişik bir mozaiğin içinde (!) kurban olarak bulurlar. Yılmaz, Avrupa’nın göbeğinde yaşanan bu küçük insan avında değişik sınıfları temsil eden Türkleri yanyana getirerek politik bir mizaha doğru yol alacakken dümeni daha hafif bir iyi-kötü savaşına çeviriyor. Zaten filmin senaryosunun en büyük sorunu da bu. Bu çeşitliliğin ardında Yılmaz’ın geniş kitlelere ulaşma arzusu var kanımca. Zira yukarıda saydıklarımın dışında, bu hikayede zombi filmleri, ‘Olağan Şüpheliler’, ‘Tropik Fırtına’ gibi filmleri hatırlatan göndermeler de var. Barış Manço’dan, Cemal Süreya’ya, İzzet Altınmeşe’ye Cem Yılmaz’ın rol aldığı Yavuz Turgul filmi ‘Av Mevsimi’ne kadar uzanan bir dolu yerli popüler kültür göndermeleri de. Bu kadar tıkış tıkış bir durum olmasına rağmen filmde, özellikle uzun ve ormanda geçen sahnelerde bariz ritm bozukluğu var. Hikayeye yanlış bir sahneden giriyor olsa da Zafer Algöz’ün Azeri asker tiplemesi filmi toparlıyor biraz.

 

ali-baba-ve-yedi-cücelerMesele küfürler değil…  

 

Aslında filmin diğer büyük meselesi Yılmaz’ın karakterlerinin bir hikayeyi taşıyamayacak kadar yüzeysel olmaları. Ali Şenay’ın, görüntüsü dışında ‘G.O.R.A’daki Arif’ten büyük bir farkı yok. Bu yüzden yine Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Boris Mançov karakteri daha enteresan geliyor seyirciye. Özellikle de 5-6 dili birden konuştuğu sahne çok komik. Diğer karakterlerin sanki sadece nasıl göründüklerine çalışılmış. İlk sinema filmi deneyimini yaşayan Irina Ivkina da şaşırtıcı bir şekilde hiç de fena değil.
‘Çok küfür var’ eleştirisini bir yere kadar yanlış buluyorum. Ama Cem Yılmaz mizahının içinde küfüre yaslanan bazı esprilerin gereksiz olduğunu ve bazen de sırıttığını düşünüyorum. Gözümüze sokulan ürün yerleştirme konusundan, ben de zamanında senaryosunu yazdığım ‘Bu İşte Bir Yalnızlık Var’daki uygulamadan dolayı rahatsız olsam da yapıla yapıla öğrenilecek bu işler diye ümitle bekliyorum.
Sonuçta ‘Ali Baba ve 7 Cüceler’de her Cem Yılmaz filminde olduğu gibi çok güleceğiniz kaliteli esprilerin yanı sıra emek ve bütçe harcanmış setler, efektler, jeneriğinden afişine kadar başarılı bir görsel tasarım var.

Son Dakika Haberleri