BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Burak GÖRAL 08:51 29 Ağustos 2015

Çok tanıdık ama eğlenceli

‘Kod Adı: Koz’ sayesinde artık isminde ‘Kod Adı’ olan filmlerden korkar olduk! Ama Guy Ritchie’nin bu dinamik ajan gerilimi ‘Kod Adı: U.N.C.L.E’ kimi zaaflarına rağmen sıkıntı yaratmayan bir seyirlik..

2.Dünya Savaşı’nın hemen ardından Avrupa’da ajan savaşları tüm hızıyla devam ediyordu. Özellikle de Berlin Duvarı etrafında… Meşhur ‘soğuk savaş’ zamanlarının başlangıç yıllarıyla ilgili yazılmış roman ve çekilmiş film/dizinin haddi hesabı yoktur. ‘Kod Adı: U.N.C.L.E.’ da bunlardan biriydi. 1964’te yayınlanmaya başlayan dizinin en önemli özelliği, ismindeki kısaltmanın da çağrıştırdığı gibi, uluslararası bir ajan ağında Amerikan, Rus ve İngiliz ajanların aynı görevlerde birlikte çalışıyor olmalarıydı. Dört yıl süren Amerikan dizisinin bütün numarası bu ortaklıktı ve benzerleri gibi zıt karakterli iki ajanın maceralarını konu alıyordu. Artık Hollywood’da irili ufaklı her dizinin filmini yapma gayretine düşüldüğü için, sıra günümüz için hayli demode ve fantastik kalan bu diziye gelmiş anlaşılan.

kod-adi-uncle-sli

İlk iki filmi ‘Akıldan Dumana, Ateşten Kalbe’ ve ‘Snatch’ ile büyük bir çıkış yakalayan yönetmen Guy Ritchie, yol arkadaşı senarist Matthew Vaughn’dan ayrılınca aynı başarı çizgisini koruyamadı. Sonrasında da ‘Sherlock Holmes’ filmleri dahil çok şık ve albenili filmler yaptı ama bu filmler ilk iki filmindeki lezzetten uzak oldu.

‘Kod Adı: U.N.C.L.E.’da da tam 60’ların ruhuna uygun, defalarca izlediğimiz çok klişe bir hikaye var. Nükleer başlıklı bomba yapan ve rehin tutulan bir profesör, onun kızını takip eden ve birlikte çalışmak zorunda bırakılan biri Rus diğeri Amerikalı iki yakışıklı ve işbilir ajan, gerisi malum.

kod-adi-uncle-afisSolo ve Kuryakin birbirleriyle de çekişerek bu bombayı Nazilere satmak üzere olan burjuva bir karı-kocaya engel olmaya çalışıyor. Bu basit hikayeyi ileri, geri gidişlerle ilginç hale getirmeye çalışıyor Ritchie. Yönetmenin teknik kabiliyeti, filmin başarılı görsel tasarımıyla birleşiyor ve ortaya gerçekten şık ve stil sahibi bir film çıkıyor çıkmasına. Buna ek olarak çok iyi seçilmiş caz şarkıları ile Daniel Pemberton imzalı müzikler de filmin etkisine büyük katkı sağlıyor, seyir keyfini artırıyor.

Ancak iyi aksiyon sahneleri senaryoyu doldurmaya yetmiyor. Yeni kuşak Superman olarak izlediğimiz Henry Cavill ve en son ‘Maskeli Süvari’ rolünde izlediğimiz Armie Hammer, kendine ayrılan sınırlı alanı çok sempatik olamadan doldurmaya çalışıyor. İki ajan arasında zoraki kurulan arkadaşlık ilişkisi de inandırıcı olamıyor bir türlü. Üstelik bu iki adam da fazla ciddi… Sanki senaryo başka bir mantıkla ele alınıp tekrar yazılsa daha çekici olacaklar.

Çok doyurucu bir senaryosu olmasa da izleyiciyi 1960’ların Avrupa’sını dolaştıran atmosferi, görsel tasarımı, güzel müzikler ve bazı kurgu oyunları sayesinde can sıkmayan bir seyirlik…

Kod Adı: U.N.C.L.E

Yönetmen: Guy Ritchie

Oyuncular: Henry Cavill, Armie Hammer, Alicia Vikander

Süre: 116 dakika

Yıldız Sayısı: 3

 

Ünlü olmak uğruna…

‘Şeytanın Gözleri’ kısık ateşte pişen ve uzun süre ‘şimdi ne olacak?’ duygusuyla kendisini izleten bir korku filmi. Los Angeles’taki bir hamburgercide çalışan genç ve güzel bir kız olan Sarah’nın en büyük amacı, o bölgede yaşayan pek çok genç gibi bir Hollywood yapımında rol almak ve ünlü bir oyuncu olmaktır. Sarah kendisi gibi o seçmeden bu seçmeye giden arkadaşlarının yanında kalmaktadır. İşten arta kalan zamanlarda da oyuncu seçmelerine katılmaktadır. Bunlardan bir tanesinde ondan tuhaf bazı isteklerde bulunurlar. Çünkü Sarah’da kimsede olmayan bir şey olduğunu fark etmişlerdir… Onda bir ‘yıldız ışığı’ vardır ama bunun bedelini ödemesi gerekmektedir!

seytanin-gozleri-sli

Film aslında çok da derin olmayan bir hikayeyi, David Lynch filmi gibi anlatmaya soyunuyor. Aslında özellikle de Sarah’yı oynayan Alexandra Essoe’nin performansı filmi izlenir kılıyor en çok. Essoe güzelliğinden çok gerçekçi oyunuyla akıllarda kalıyor. Ama genç aktrisin başarısı filmin sonlarına doğru yön değiştiren senaryonun zaafına engel olamıyor tabii ki. Hollywood’da yıldız aktrislerin bulundukları konuma aslında ruhlarını satarak geldiğini ima eden bu final filmin oraya kadar yarattığı bütün etkiyi öldürmese bile büyük oranda zayıflatıyor. Biz bir karakter filmi, hatta patolojik bir vaka izlediğimizi düşünürken bir tarikat gerilimine kırıyorlar dümeni genç yönetmenler… Oysa finale doğru çok sert ve kanlı bir virajı dönen ‘Şeytanın Gözleri’, tam da orada bitseydi, son 10 dakikayı görmeseydik daha akılda kalıcı bir film olabilirdi.

seytanin-gozleri-sli-2

Şeytanın Gözleri

Yönetmen: Kevin Kölsch, Dennis Widmyer

Oyuncular: Alex Essoe, Amanda Fuller, Fabianne Therese

Süre: 98 dakika

Yıldız Sayısı: 3

seytanin-gozleri-afis42

 

 

Hedefteki aşıklar

Başarısızlıkla sonuçlanan bir CIA deneyinde kullanılmış olan bir gençtir Mike. Deneyin sonunda hafızası silinmiş, küçük bir kasabada yaşamaya mahkum bırakılmış, panik atak sahibi ve yavaş düşünen bir tezgahtardır artık. Neyse ki onunla çok ilgili, güzel ve iyi bir kız arkadaşı vardır. Ancak CIA merkezinde kendini göstermek isteyen hırslı bir yönetici Mike’ı yok etme kararı alır. Bundan sonrası küçük çaplı bir ‘Bonnie ve Clyde’ filmi gibi…

burak-goral-amerikan-ultra-sli

Kafası kırık bir film ‘American Ultra’. Grafik romandan uyarlanmış hissini veriyor ama özgün bir hikaye. Yer yer kendisini gösteren mizahı ve şiddet dozu belirli bir seyirci grubu için cazip gelebilir ama sonuçta izleyicisine hiçbir şey veremeyen bir film. Komediye biraz daha fazla yaslansa belki daha akılda kalıcı ve eğlenceli bir film olacakmış. Ama türler arasında dolanmaktan başı dönmüş yönetmenin… Topher Grace’in renksiz ve inandırıcı olmaktan uzak duran kötü adam karakteri dışında Jessie Eisenberg ve Kristen Stewart gayet izlenebilir performanslar sergiliyor.

amerikan-ultra-afis42

American Ultra

Yönetmen: Nima

Nourizadeh

Oyuncular: Jesse Eisenberg, Kristen Stewart, Connie Britton

Süre: 95 dakika

Yıldız Sayısı: 2,5

 

Şaşırtamayan bir gerilim

‘Kaçış Yok’ daha afişinden itibaren tahmin etmeye başlayacağınız, hikaye ilerledikçe kimin ölüp kimin hayatta kalacağını çok net anladığınız tipik bir Hollywood yapımı. Ülke adı açıkça zikredilmese de Tayland’a tayini çıkan genç mühendis, karısı ve iki küçük kızıyla daha geldiği gün büyük bir şanssızlığın içine düşer. Çalışanı olduğu şirket bu az gelişmiş Uzakdoğu ülkesinin su kaynaklarını talan ediyordur aslında. Fakir halkın arasından çıkan radikal gruplar bu duruma isyan eder ve tam da o gün kanlı bir darbe gerçekleştirirler. Şehirdeki bütün turistler de birer birer avlanıp öldürülmeye başlanmıştır. Memleketin polis güçleri ise sanki tümüyle yok olmuştur! Amerikan elçiliği bile tümüyle yok edilmiştir! Tabii ki bizim sevimli Amerikalı ailemiz ‘kaka’ Amerikan şirketine rağmen masumdur. Yardımlarına daha uçaktayken tanıştıkları ve bu kanlı ayaklanmaya vesile olanlardan biri olan CIA ajanı gelir (eski James Bond oyuncusu Pierce Brosnan), hep birlikte kabus gibi bir gece geçireceklerdir.

kacis-yok-sli

‘Kaçış Yok’un içinde çok heyecanlı sahnelerin olmasına rağmen neyin ne olacağını çok iyi tahmin ediyorsunuz ve film sizi tahminlerinizde hiç yanıltmıyor. Geçtiğimiz günlerde 20 turistin ölümüyle sonuçlanan,

kacis-yok-afis42Bangkok’taki bir tapınakta düzenlenen bombalı eylemi de düşündürüyor film. Radikal grupların nasıl çığırından çıkıp vahşi cinayetler işleyebildiklerine haber bültenlerinden de tanığız. Bu yüzden hikayenin abartılı gelebilecek o vahşi tarafını, yani iki küçük kızı olan bir aileyi katletmek için bütün gece şehri turlayan palalı adamları hiç de inanılmaz bulmuyoruz artık. İnsanlık adına ne kadar acı bir şey! Ama bu durum filmin sorunlarını yok etmiyor yine de. Üstelik Batı emperyalizmini eleştiren birkaç diyalog ve masum Amerikalıları Vietnam’a sığınmaya mecbur bırakan (!) finaline rağmen filmin Doğu’ya ve üçüncü dünya ülkelerine bakışı hâlâ fazla üstten ve küçümseyici bir bakış.

Kaçış Yok

Yönetmen: John Erick Dowdle

Oyuncular: Owen Wilson, Lake Bell, Pierce Brosnan

Süre: 103 dakika

Yıldız Sayısı: 2

Son Dakika Haberleri