•   Aralık 15, 2015

Her kadın gibi tacize uğruyorum

Modellikten oyunculuğa adım atan ‘Bebek yüzlü manken’ olarak ünlenen Elif Ece Uzun, içini ŞIK’a döktü. Güzel kadın olmanın zorlukları olduğunu söyleyen Uzun, “Her kadın gibi ben de sokakta sözlü tacize uğruyorum” dedi.

Röportaj: Tarkan ABDULLAHOĞLU / magazin@sozcu.com.tr

TACİZ YAPANLARA ACIYORUM

Uzun bir süredir oyunculuk eğitimi alıyorsun. Seni ne zaman ekranlarda göreceğiz?

Bana uygun iyi bir iş olduğunda tabi ki yapmak istiyorum. 2 yıl önce akademi 35,5 da Vahide Gördüm’ün  okulunda 1 yıl kadar  oyunculuk eğitimi aldım, sonrasında bir reklam kampanyası dışında oyunculuk yapmadım, zaten eğitimimin bitiminden kısa bir süre sonra, 1 yıl  işimi bıraktım. Bu yıl tekrar geri döndüm..

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU - Elif Ece Uzun Şık'a konuştu

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU – Elif Ece Uzun Şık’a konuştu

Sık sık yurt dışı seyahatlerin oluyor, gezmeyi çok seven birisisin belli ki. Gezdiğin yerlerden aklında en çok kalan ve seni en çok etkileyen yer neresi oldu.

Daha çok küçük yaşlardayken seyahatin parayla değil, cesaretle yapılabileceğiyle ilgili bir söz duymuştum ve beni çok etkilemişti. Çocukluktan itibaren uzaklara farklı yerlere gitmekle ilgili hep bir tutkum vardı. Yolda olmak özgürlük demekti  benim için.. 16 yaşından sonra hiç durmadan her yıl en az 1 ülke görecek şekilde gezmeye başladım. Seyehat etmek benim için bir terapi biçimi, bana kendimle şeffaf bir şekilde yüzleşme fırsatı veriyor öte yandan bir sürü hikaye biriktiriyorum onlar insanı zenginleştiriyor, yaşama bağlıyor, bütünü görmeni sağlıyor. Beni en cok etkileyen yerler Brezilya amazon ormanları, Karayipler, Japonya, Meksika ve Toskana oldu.

‘Podyumların Bebek Yüzlü Mankeni’ olarak uzun yıllardır akıllarda yer edinen birisisin. Güzellik sence avantaj mı, yoksa dezavantaj mı?
Teşekkür ederim:) Güzelliğin avantaj olmadığını söylersem yalan olur. Çağın belirlediği ortak güzellik anlayışına uygun olan her şey el üstünde tutuluyor ama öte yandan dezavantajları da var. Sadece fiziksel güzelliğinize yaslanırsanız çok çabuk düşersiniz. Ayakta kalmak için akıl, tecrübe ve iyi bir karaktere ihtiyacınız var.
Bir çok ismin aksine özel yaşantısına dikkat eden ve gizemlerle dolu birisisin. Bu ince çizgiyi nasıl koruyorsun?

Aslına bakarsanız çok çaba sarf etmiş sayılmam,karakterim itibarıyla sakin bir hayatı seviyorum ,işim dışındaki zamanlarda kitaplarım, kedim, ailem, yoga, arkadaşlarımla yapılan uzun sohbetler, sokaktaki hayvanlarla geçirdiğim vakitler, deniz kenarında bir çay içmek, seyehatlerim.. Son zamanlarda at binmeye başladım mesela, doğada olmak iyi geliyor, sporum var bir taraftan da… Aşırı olan  her şey  bana güvensiz hissettiriyor ,dengede olmaksa güvenli, bu da bir düzen getiriyor hayatınıza, işimin hareketli renkli dünyasını, sakin olabildığince düzenli hayatım dengeliyor sanırım. Bir taraftan da işimi yaparken disiplinli olmak sanırım en büyük  kural.. Ama bu bir strateji değil, ben buyum..öteki türlüsü sahte geliyor..

Bir erkekte aradığın en büyük özellik ne öğrenebilir miyiz?

Daha küçük yaşlardayken bu soruya esmer,uzun boylu yakışıklı vs.. vs.. diye uzayıp giden yanıtlar verdiğimi hatırlıyorum oysa ki şimdi komik geliyor.. Gerçek bir aşkın ne yazık ki muhasebesi, kalıbı olmuyor. Çok daha derin bir sey, gizemli, o sana geliyor, çabasız. Tuhaf bir yolu var, sen farkına bile varmadan yola çıkmış oluyorsun.. Kuralı yok, nefes almak gibi doğal, basit ama bir o kadar da  karmaşık.

Oyuncu olma merakı ilk ne zaman başladı?

Hep olgun bir çocuktum ben, yaşıtlarımla çok az vakit geçirip oyunlar oynadım, oyunculuk eğitimi almaya ilk başladığımda oyun oynama halinin ne kadar eğlenceli ve insana her şey olabilme şansı verdiğini tekrar hatırladım, hayat bir taraftan çok uzun gibi görünse de ,istediğin her şeyi yapmak için çok kısa.. Oyunculuk insana bu imkanı veriyor sanırım, bu etkiledi beni..

Bir dönem modellik yapmış hemen hemen her isim, Türkiye’de modelliğin bittiğini söylüyor. Sen bu düşünceye katılıyormusun?
Haklı olabilirsiniz biraz  ama bu bir süreç, hayatta her şey değişmek ve de  dönüşmek zorunda, her meslek bir dönem popüler oluyor başka bir dönem tercih edilmiyor. Gözlemlediğinizde bunu fark etmemek mümkün değil. Modellik de Türkiye’de bir dönemin en popüler mesleklerindendi. Bence bunda magazin basının payı büyük.. Hatırlarsanız bir dönem programlarda çoğunlukla modeller kullanıldı, haberler hep onlar üzerine kurgulandı ve bir süre sonra insanlar ilgisini yitirdi ..Doğal olarak da mesleğin en popüler zamanında tercih eden insan da fazla oluyor. Şimdilerde ise bu tercih bu yeni nesilde yerini başka mesleklere bıraktı. Tabii bu durumun doğmasında sadece magazin basını değil farklı bir çok etkenin de olduğu söylenebilir. TV’lerde ki reklam yasağı ya da mozaikleme bile bir dönem bizim işlerimizi  etkiledi, yabancı modellerle çalısmak daha kolay ve daha az fiyatlarla çalıştıkları için Türk modeller tercih edilmedi. Var olan işleri de eski ve tecrübeli modeller alınca iş yapamayan yeni modeller haliyle başka sektörlere kaydı vs vs.. Ama ben yine de hala harika işler yapıldığını düşünüyorum Türkiye de ve bittiğine de inanmıyorum, tekrar yükselmeye başlayacaktır.

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU - Elif Ece Uzun Şık'a ilginç açıklamalar yaptı

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU – Elif Ece Uzun Şık’a ilginç açıklamalar yaptı

Güzelliğini ve fiziğini korumak için özellikle yaptığın bir bakım var mı? veya bu konu da en çok neye dikkat edersin?

Sigara ve alkol kullanmıyorum, gece hayatım yok, sporumu yapıyorum, sakinliğimi de koruyunca, hayata iyi niyetle bakınca, bir de gülümseyince yetiyor fazla bir şeye gerek kalmıyor.

Dikkatleri üzerine çeken ve güzel bir kadınsın. Sokakta yalnız başına yürürken, sözlü tacize uğradığın hiç oldu mu?

   Bu soruya hayır demeyi çok isterdim ama ne yazık ki ama her çıktığım da başıma gelen bir sey, sözlü taciz çoğu kadın gibi. Onlara acıyorum, Einstin’in bir sözüyle bu konuyu kapatalım bence:) İnsanoğlu, ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin, bütün evreni dolaşıp tekrar onlara geri döndüğünü bilse, eminim çok daha dikkatli olurdu.

Futbolla aranız nasıl? Hangi takımı tutuyorsunuz?
Fenerbahçeliyim, çocukluğumdan beri ama bana kim oyuncuları derseniz 2 kişi sayamam:)

Stadlara gidermisiniz, fanatikmisiniz?

Birkaç kez gittim, çok fazla keyif aldım, o coşku ve heyecanın içine girdiniz mi kayıtsız kalmak mümkün değil ..

Hobileriniz?

At binmek,çok klişe olsa da kitaplar ama asla elektronik değil kağıda dokunmak önemli mesele benim için, ok atmaya başladım yeni, kışları resim ve baskı yapıyorum, seyehat etmek .

Hayattan beklentilerin neler?

Hayatın benden ne beklediğiyle meşgulüm su sıralar, onları verebilmek anlayabilmek için çabalıyorum, aslına bakarsanız tabi ki istediğim ve hayal ettiğim şeyler var ama bunu takıntılı bir beklenti haline getirmeden rahatça yasamak derdindeyim!

Yaşadığınız şehri anlatın desem?

İstanbul her şey demektir, ihtiyacınız olan neyse ona dönüşür, masaldır, yuvadır,maceradır, yolu karmaşadan gecen huzur kentidir, her bir yeni adımda keşfetmektir, coşkudur, heyecandır, hüzündür, kelimelerle anlatılamayandır.

Bir model olmanın sana sağladığı yarar ve zararlar nelerdir?

Eskiden önyargılı insanlar canımı sıkardı ama artık takılmıyorum. Anladım ki insan kendi sahip olmadığı olumlu ya da olumsuz bir şeyi karşısındakinde tam olarak anlayamıyor dolayısıyla herkes kendi deneyimlediği hayat sonucunda sizi kimliklendiriyor. Ben kendimi biliyorum, inandığım şeylerin arkasında duruyorum, işimi seviyorum, zamanla olumsuz olan her şey kendiliğinden dönüşüyor.

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU - Elif Ece Uzun'dan özel açıklamalar

Foto: Tarkan ABDULLAHOĞLU – Elif Ece Uzun’dan özel açıklamalar

Neden yaşıyorsunuz? İz bırakabilmek için mi?
Kendimi bulmak, her an bir daha tekrarı olmayan onca şeyi görmek deneyimlemek ve sevmek için kendime ve var olan her şeye faydalı olmak için, bütünün var oluşuna hizmet ettiğim için, İki cümlenin içine sığdıramayacağım bir çok şey için…

Hayat mı çok keyifli yoksa siz mi o hayata keyif katıyorsunuz?

Birbirimizi tamamlıyoruz bazen o bazen ben dönüşüyoruz birleşiyoruz, bazen yoruyoruz birbirimizi, bazen inatlaşıyoruz,iki sevgili gibiyiz ,iyi anlaşıyoruz (Gülüyor)

Profesyonel modeller eskiden sahnelere şimdi de ekranlara transfer oluyorlar. Sizin de oyunculuk çalışmalarınız olacak mı? Bir kariyer planı var mı?

Modellikle beraber bugüne kadar 8 televizyon programı yaptım. Bir gazetede köşe yazılarım oldu. Birkaç reklam kampanyasında yer aldım. Altından kalkabileceğim her işi kabul ediyorum bundan sonrası için de öyle olacak,oyunculuk ve sunuculukta dahil ama şöyle de bir gerçek var. Artık gelecekle ilgili keskin ve kesin planlar yapmayı bıraktım. İnsan her geçen gün gelişiyor, değişiyor, dolayısıyla beklentileri, hayalleri ve hayata bakışı da onunla beraber şekilleniyor. Tabii ki hayallerim var ama onları kesinleştirip, diğer milyonlarca olasılığımı çöpe atmak istemiyorum. Vücudum elverdiği sürece de işime devam edeceğim tabii  huzurla ve keyifle yapabildiğim müddetçe.

Önyargılı mısınız?

İşimden dolayı önyargılı birçok insanın haksız eleştirilerine maruz kalmış biri olarak daha az diyebilirim insanlara göre ama zaman zaman ben de kendime engel olamıyorum,öyle durumlarda hep aklıma gelen bir hikaye var,daha güzel anlatılmaz ,paylaşmak istedim şu an: “Çok Güzel ve çok büyük bir ülkenin yaşlı kralı varmış. Bu kralın 4 Oğlu varmış. oğullarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran bahçeye gidip ona bakmalarını istemiş.
İlk oğlan Kış mevsiminde gitmiş, İkincisi İlkbaharda, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda gidip ağaca bakmış. Geri döndüklerinde hepsini bir araya getirmiş ve ne görüklerini tek tek sormuş. İlk Oğlan bahçenin çok çirkin, yaşlı ve kupkuru dal parçalarından ibaret olduğunu söyledi. İkinci oğlan ilk oğlana karşı çıkarak Hayır bahçe yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi. Üçüncü oğlan bu iki fikre de karşıydı.Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki daha önce hiç böyle bir güzellik görmemişti. Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu söyleyerek bahçenin meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.
Yaşlı kral Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde bahçeyi görmeye gitmişti. Onlara bir bahçeyi veya bir İnsanı veyahudda herhangi bir durumu kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını ve net bir fikre sahip olamayacaklarını anlatmaya çalıştı.
Ya da neye sahip olup olmadıklarını anlayamayacaklarını…..
Gerçekleri ancak 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz. Karar vermek için acele etmeyin.”