•   Kasım 27, 2014

Jack White’ı unutamadık!

Eylül Çiftçioğlu – eylul@sozcu.com.tr

 

Bu yazının bu kadar gecikmesini konseri unutamamış olmama bağlıyorum, sanki dün gibiydi.

 

The White Stripes, The Raconteurs ve The Dead Weather gibi grupların kurucu üyesi; günümüzün en yetenekli müzisyenlerinden olan Jack White, o gece Dolunay’dan önce kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı. 7 Kasım’da “Babylon Presents” konserler serisi kapsamında, Volkswagen Arena’da gerçekleşen konser, senenin de en iyilerinden biriydi. Konser mekanı Volkswagen Arena idi –ki hâlâ Black Box diyorum buraya- mekan gerçekten “black box” isminin şekil bulmuş hali. Keşke öyle kalsaydı.

 

jack-white-71

 

Yiyecek, içecek, özellikle tuvalet ve vestiyer anlamında kesinlikle tam puan alıyor herkeste. Benden de konser alanı hariç 9 puan. Konser öncesi ve sonrası shuttle servisleri mevcut, İTÜ metro ile konser alanı arasındaki ulaşım böylece sağlanıyor, ücretsiz şekilde. Fakat özellikle konser çıkışı, büyük bir güruh, aynı anda mekanı terk ettiğinden, bir karmaşa meydana geliyor, bu noktada organizasyona biraz daha dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Ücretli servislerin, shuttle’larla aynı anda müzikseverleri götürmeye çalıştıklarını gördüm çünkü. Aslında metroya yürüyerek ulaşmak da mümkün fakat bu soğukta tercih etmek istemeyenler olabilir.

 

Volkswagen Arena’nın bana soğuk gelen bir havası var. Daha fazla müziğe ihtiyacı var belki de ısınması için, tabii Jack White’ın mavi ışığı, sesi, var oluşu, o soğuk havayı yerle bir etti 7 Kasım gecesi.

 

Jack White biletini geri sayımın bittiği ilk dakikalarda satın alan biriyim. 2 aya yakın bekledim. Bu yüzden de, konserden önce çok şık bir şekilde dev perdenin önüne geçip, bize “merhaba” diyen beyefendinin, “Lütfen konseri iPhone ya da eyePhone’larınıza izletmeyin, siz izleyin… Bu anları yaşayın ve tadını çıkarın…” uyarısına uyamadım! Hemen her konserde benim de rahatsız olduğum bir durumdur. Ama ama bu Jack White’tı, neyse kolumu çok da fazla havaya kaldırmadan –kayıt alırken bir taraftan da Jack’i kesiyordum- birkaç video görüntüsü aldım. Dilerseniz tamamını aşağıda izleyebilirsiniz –ses kalitesi konusunda şimdiden özür-. Jack White’ı izleyen kitle de bu uyarıyı dikkate almıştı ve çok fazla telefon, iPad vb. şeyler görmedik izlerken. Bu da şaşkınlık+gurur+utanma olarak geri döndü bana. Otobüste, metroda ihtiyaç halinde izliyorum çünkü hâlâ.

 

İşte o şahane Jack White konserindeki, utanç anları şu şekildeydi…

 

 

İstanbul’daki konserden iki hafta kadar önce kalp krizinden ölen Ikey Owens bizi de üzdü, hatta buradaki konser de iptal edilenler arasına girer mi diye düşünmüştüm ama olmadı neyse ki. Klavye ve piyanoda Queens of the Stone Age’den tanınan Dean Fertita’yı izledik ve dinledik. Bu da Queens of the Stone Age bekleyen de biri olarak az buçuk mutlu etti. Kemanda pek tatlı Lillie Mae Rische, davulda ise Daru Jones vardı ki, sahnedeki show’un önemli bir parçası o oldu. Jack White’ın hemen yanında Lillie ile yer alıyordu zaten. Bis yapmayan Jack White’a hiç küsmedik, bizi mest etmişti. Piyanonun başına oturur oturmaz karizmatik bir şekilde, bir tarak çıkarıp saçını tarayışı, sahneyi kullanımı, Owens’ı anması, gitarlar arasındaki salınımı… Gene gel gene gelelim, gene gel gene izleyelim seni Jack White.