Kadınların alt yazılarını okumak

Çoğu erkek bu konuda çok büyük laflar edince… Ve hatta ‘kadınların anlaşılmaz oldukları’ sürekli iddia edilince, bir kadın olarak duruma el koydum. İkinci bir emre kadar, hatta sonsuza kadar “Kadınları anlamıyorum” demek yasak! Üstelik bunu söyleyen erkeklerin çok anlaşılır olduklarını düşünmeleri de ironik… Madem anlaşılır olacağız; örneklerden gidelim. Bu hizmetimi de unutmayın.
‘Ne yapmadın’ asıl mesele bu
Biri kız diğeri erkek 5 yaşındaki ikizleri bir misafirlikte izliyorum. Kız oyun oynamak istiyor ve oğlanın gözü başka oyuncaklarda. Minik kız alınıyor bu duruma. Oğlan farkında bile değil. Sonra oğlan dışarı çıkıp oynamayı teklif edince kız surat yapıyor. “Senle bir daha oynamayacağım” diye bağırıyor. Oğlan bize dönüp “Ben ne yaptım ki? Ben hiçbir şey yapmadım ki” diye şikayetleniyor. Sorun da bu yavrucuğum. Hiçbir şey yapmadın! Evet, birinci kural, ne yaptığınızı sorguladığınız kadar ne yapmadığınızı da sorgulayın. Kadınlar en çok ilgisizlikten şikayetçi; biliniz. Ve öncelik olamamaktan hoşlanmıyorlar. Bu da kural iki!
Git ya ‘Gel’ demekse
Uzun süre görüşememiş bir çiftin ilk akşam buluşması… Adamın kadını saat 7’de evden alması gerekiyor. Bütün öğleden sonrayı hazırlanarak geçiren kadın, bir saat geciken adama kapıyı açmıyor. “Git, seni görmek istemiyorum” diyor. Adam da gidiyor. Kadın bunun üzerine iyice deliriyor ve ayrılıyorlar. Git diyen kadının alt yazısını okusa, orada “Neden geciktin? Bütün gün senin için hazırlandım ve sen gecikeceğini bile haber vermiyorsun. Bu davranışın kendimi önemsiz hissetmeme neden oldu” yazıyor. Kadının sözünün kendisini ve alt yazısını okumak üçüncü kuralımız. Bu kadar heyecan yapmış bir kadın sizi niye görmek istemesin? “Ne demek istedi”den önce “Neden dedi” sorusunu sorun kendinize. Manayı bırakın nedene gelin. Nedeni sorgulamak dördüncü altın kuralımız.
Belli ki bir derdi var
Tepkinin türünün bir önemi yok; kadın susabilir, sinirlenebilir, küsebilir, vs. ama hepsi bir tek şey yüzünden. Bir şey anlatmak istiyor size. Her tepki bir derdin yansıması. Bunun da ne olduğunu anlamaya çalışmak yerine, direkt ona sorun, konuşun bence – madem anlamıyorsunuz. Beşinci altın kuralımız da kehanette bulunmayın, derdi neymiş anlatmasını sağlayın. Hatta çok açık “Bir sorun var farkındayım ama ne olduğunu anlamıyorum lütfen bana direkt söyle” deyin.
Bir de öyle saçmaladığınızı anladığınız zaman “Ben bir öküzüm” falan da demeyin. Hayvanın ne suçu var? Ne yaparsanız kendini daha iyi hissedecek, bunu onun ağzından öğrenmeye çalışın.
Koşarak geliyorsun ama
Ablamlarla buluşacağız. Bütün aile bekliyor… O zaman 4 yaşında olan yeğenim Arda, beni görünce koşmaya başlıyor. Koşarak geliyor ve önümde dikiliyor. Sadece koşmayı düşünmüş çocukcağız. Öylece kalakalıyor. Kavuşma anına çalışmamış. Ben kucaklayıp öpüyorum şaşkalozu. Sizin bu sonraki adımı düşünememe durumunuz da sakat. Bu konuya kendi içinizde çalışın. Dört yaşında bunu bilememek tamam da… En azından 40’ınıza geldiğinizde öğrenin artık.

 

Sürümünüzü güncelleyin

 

Kadının ve erkeğin yazılımı ve donanımı birbirinden farklı. Beyinlerimiz farklı çalışıyor. Kas yapımız farklı. Hormonlarımız farklı. Hele kadın bedeninde hormonların değişkenliğinin yarattığı buhranlar… Bu kadar farklılık varken hiç olmazsa kendinizin ve etrafınızdakilerin tecrübelerinden faydalanarak bir ileri seviyeye geçin. Nasıl sürekli telefonlarımızın sürümünü güncelliyoruz, aynı şeyi kendiniz için de yapın.
Her hatayı kendiniz yapacaksanız, bol şans tabii ki… Ama kendi hatalarından bile ders çıkaramayanlar var.