•   Aralık 12, 2015

Kahvaltıya uyanmak

Lezzet Atlası’nın yazarı Fevziye Sürmeli, kahvaltınızı anlamlandıracak ve sizi gülümsetecek bir hikaye anlattı. Bu hikayenin içinde ayrıca Osmanlı saraylarından çıkan bir tarif var. Şimdiden afiyet olsun…

 

kahvaltı-mutluluk

 

Kahve altının altındaki gizli gerçek – kahvaltı

 

Eskiden, Osmanlı döneminde sabahları yemek yemenin sadece saray erkanına has bir adet olduğu, avamın ise (yani halk) sabahlarını sadece bir kahve ile geçiştirdiklerini bilir miyiz? Sanmam.

 

osmanlı-kahveDaha sonra saray erkanına ait bu adetin halk tarafından da taklit edilmeye başlanması ile avam da sabahları yemek yemeye başlamış ve kahvesini de bu yemekten sonra höpürdetmiştir.

 

Diğerlerine öğlen yemeği, akşam yemeği denirken, yapılan şeydir kahvaltı. Bence, zamanın ve de mekanın uygun olduğu durumlarda bir numaralı kendini şımartma aktivitesidir kahvaltı. Reçeller, peynirler, zeytinler, domates üzerine zeytin yağı, kekik fantezisi ile bezenmiş bir sofra. Mümkünse pencere önüne kurulsun. Ruhu mest eden bir müzik çaydanlığın fokurtusuna eşlik etsin. Nihayetinde kahve eşliğinde gazete okunmasıyla bu tören sona ersin.

 

Cemal Süreyya; “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.” demiş. Ekmekten bileğine damlayan vişne reçelini yalarsın. Reçel yapış yapışken, çayını höpürdetirsin. İçin kıyılır. Bir çatal peynir lüpletirsin. Karşında sevdiğin biri mutlaka vardır. Kahvaltılarının demirbaşı kahvaltı kadrosu sevdiklerinden oluşur. Sürekli gülümserler. Sen de gülersin. Burnudan yudumladığın çay püskürür. Yurttan sesler korosu, Sanat Musikisi ya da klasik müzik dinliyorsundur belki… Enfestir. Yutarsın sabah havasını içine. Kibrit çöpü çekersin karşındakiyle. Kısa çeken çayları tazelemeye… Oohh “tavşan kanına bak” diye gelirsin. Bir de bakmışsın Cemal Süreyya masada. Bilmezsin ki açık mı içer, demli mi?

 

çay

 

Akşamdan kalma sahneleri ekmekle kızartıp, üstüne insanların bakışlarını sürebiliyorsan, demleyebiliyorsan mutlulukları ve en önemlisi de en sonunda tüm bunları yiyip içip sindirebiliyorsan işte o zaman dersin: “Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmalı” diye.

 

Yazımızı kahvaltı masalarınıza layık, Osmanlı saraylarında çıkma bir tarif ile tatlandıralım.

 

Soğanlı Saray Yumurtası

 

Malzemeler

6 yumurta

2 adet kuru soğan

1 yemek kaşığı dolusu tereyağı

1 çay kaşığı tarçın

Tuz ve karabiber ve toz şeker

 

Yapılışı

Soğanları yarım halka doğrayın. Kısık ateşte tavaya tereyağını koyun, soğanları ekleyin. Mis gibi kokana dek iyice soteleyin. Tarçın, şeker, sirke, tuz ve karabiberini ilave edip karıştırın. Soğanları fırın tepsisi ya da yanmaz bir cam kaba düzgünce yayın. Kaşık yardımı ile altı adet yuva açın. Yumurtaları bu yuvalara kırın. Üzerine bir tarçın, karabiber serpin. Önceden 150° ısıtılmış fırında 10-15 dk. pişirip sıcak olarak servis yapın.

 

Püf: Osmanlı sarayında soğanlı yumurtanın ocak üzerinde saatlerce pişirildiği belirtilmektedir. Ben de ocak üstünde pişirmeyi tercih ediyorum.

 

Emin olun soğanı iyi kavurursanız ağzınız kokmuyor.