•   Aralık 12, 2015

Hepimizin aradığı aynı: Sevilmek

RÖPORTAJ : ÖZLEM GÜRSES

FOTOĞRAFLAR : ÖNER ŞAN

 

Antalya’ya sadece onu görmeye gittim desem yalan olmaz ! Jeremy Irons yıllardır açık ara en hayran olduğum aktör.

 

Sadece sanatını, oyunculuğunu değil, halini de çok beğeniyorum. Bazı adamların bir “eda”sı vardır, İngiliz oyuncu Irons “o adamlar”dan. 67 yaşında.

 

jeremy-irons-özlem-gürses-siyah-beyazOtel lobisinde büyük bir sükûnet ve yüzündeki zarif gülümsemeyle oturuyor. Her zamanki gibi çok şık, hep kendine özgü tarzı içinde, nefis bir spor pantolon, sufi yaka beyaz gömlek, yelek ve kolundaki gümüş bileklikle.

 

Akşam ise “Yaşam Boyu Başarı Ödül”ü alacağı törene yine bir oyuncu olan eşi Sinead Cusak ile el ele geliyorlar, bu kez mavi sufi yaka gömleği ve uzun peleriniyle…

 

Enerjisi bütün salona yayılıyor bir anda. Herkes ona bakıyor.

 

İngiltere’nin kuzeyinde bir muhasebecinin oğlu olarak dünyaya gelen Irons, gençlik yıllarını zamanın ruhuna uygun biçimde bir hippi olarak geçirmiş.

 

“Bir sirk ya da lunaparkta çalışmak istiyordum. Ama ikisi için de fazla orta sınıf bir ailede büyümüştüm ! Bristol’deki tiyatro okulunda oyunculuk okumaya başladım.”

 

Antalya’da  eşsiz bir manzaraya bakan bir terasta o cigarillosunu içerken konuşuyoruz.

 

ÖG : Neden oyunculuğu seçtiniz ?

JI : Aslında bu işe çekildim de diyebiliriz. Aklımda çok net bir şey yoktu.

Sadece şu vardı “hem bir işim hem de bir ailem olsun.” Bu iş tam bana göreydi, bunu sonradan anladım. Ve her yıl her yeni rolde sadece şunu düşündüm “ben oyunculuğa nasıl bir katkı yapabilirim ?”

 

ÖG : Okuldan sonra ne yaptınız ?

JI : Bir isim yapabilmek için Londra’ya gitmem gerektiğini anlamıştım. Gittim ve orada her seçmeye girdim ! Aklına gelebilen her türlüsüne.. Eskiden beri sevmem oyuncu seçmelerine girmeyi, hala da sevmem. Ama böylece seçmelerde ne yapmam gerektiğini öğrendim.

Ve nihayet Godspell isimli müzikalde iyi bir role kabul edildim. Müzikal 2 yıl devam etti. Böylece oyunculuk kariyerim başladı…

 

jeremy-irons-kolajÖG : Sonrası hızlı ilerlemiş. Çok başarılı tiyatro yapımları, televizyon ve sinema… Oyunculukta ne sizi çekiyor ?

JI : Hepimiz en çok “”insanlar bizi sevsin isteriz.” Sevilmek. Aradığımız bu.

Oyunculuk okumaya başlamadan önce bir kamuda bir sosyal görevli olarak çalıştım, dezavantajlı kişilerle destek veriyorduk. Orada farkettiğim bir şey var : “kimsenin hikayesine fazla girmememiz gerek”. Ama ben giriyordum, elimde değildi.

Sanat da böyledir, iletişimdir sanat. İletişim kurmaktır. Seyicinin içine dokunmayan filmlerden ve oyunlardan nefret ederim, çok sıkıcı bulurum.

Sanat gerçek anlamda iletişim kurmalı, dokunmalı, hissettirmeli.

Bir aktör olarak beni en çok heyecanlandıran işte bu.

 

ÖG : İyi oyuncu da o zaman bunu yapabilen mi ?

JI : Modern oyunculuk çok içerden gelen ve derinden gerçekleşen bir oyunculuk. Vücudunuz adeta bir sıvı gibi, zihninizden ve kalbinizden geçeni bedeninize aktarmalı.

Gerçek insanlar çoğu zaman aktörlerden çok çok daha ilginç ve olağanüstü. Hayatın kendisi de öyle ! Planlamadan yaşanan inanılmaz anlar.

İyi oyuncu bizi o anın duygusuna götürmeli, fakat bize o anın duygusunun “nasıl yaşandığını göstermek” değil söz ettiğim. Bizim o duyguyu hissetmemizi sağlamak. Fark bu.

 

 

ÖG : Nasıl mesela ?

JI : Mesela geçen yıllarda çok ünlü bir oyuncuyu çok ünlü bir filmde izledim. Bir sahnede abartısız 10 dakika ağlıyor.

Hem bende hem izleyicide yarattığı izlenim şuydu “biri bu kıza bir mendil versin !”

Oysa benim anlattığım “o anın içine geçip, o duyguyu izleyicinin derinlerinde hissetmesini sağlamak.”

Bakın, ben entelektüel biri değilim, üniversite okumadım. Beynim olaylara “eğitilmiş bir bakış açısıyla” bakmaz. Belki de bu yüzden kendimi oyuna, role daha kolay bırakabiliyorum.

 

özlem-gürsesÖG : Yönetmenlik de yaptınız ?

JI : Evet. Hatta aynı projede oynadım da… Bir daha yapmam ! İkisi aynı anda gerçekten olmuyor. Sadece birine odaklanmak gerek.

Oyuncu olarak artık sadece kendimi sınamak istediğim rollerin peşindeyim. Hep öyleydim ama bu yaşta çok daha özgürüm artık. Benim yeni bir şey katacağım ve bana yeni bir şey katacak işler.

 

ÖG : Son olarak 5 film yaptınız, sırasıyla gösterime girecekler. En görkemlisi de “Batman vs Superman : Adaletin Şafağı”.

JI : Ben Affleck’le, evet. Mart’ta vizyona girecek. Başarılı oLursa alkışı alırım, olmazsa beni ortalarda göremezsiniz !

 

ÖG : Son olarak Vatikan ve Papa’yı oldukça sert bir alaycılıkla eleştiren TV serisi The Borgias’da yer aldınız… Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz ?

JI : Son 30 yıldır sürekli hayalini kurduğum filmimi çekmek istiyorum ! Artık zamanı geldi. En büyük hayalim bu. Benim hayatımın projesi bu.

 

Jeremy-Irons-2KARİYERİ, POLİTİK DURUŞU

 

Jeremy Irons görkemli oyunculuk kariyerinde  sayısız ödülün de sahibi. Tom Stoppard’ın “The Real Thing” oyunuyla Tony Ödülü’nü alan aktör Glenn Close’la oynadığı “Talihin Dönüşü”ndeki rolüyle de Oscar’ı kucakladı. Sadece oyunculuğu değil seslendirme yaptığı yapımlardaki performansı ile briden fazla Emmy ödülü de almış.

 

Ben bilmiyordum, bu vesileyle öğrendim “Lolita”daki rolüyle “MTV En İyi Öpüşme Sahnesi” ödülüne de aday gösterilmiş, tabii ki hiç şaşırmadım !

 

Irons aynı zamanda ciddi bir aktivist. Tony Blair’in “İşçi Partisi”ni açıkça destekledi, idam cezasının kaldırılması için kampanyalarda yer aldı. Son olarak 2015 yılında da Yeşiller Partisi’nin parlamentoya girmesi için çalıştı.

 

Irons ayrıca dünyada “Alternatif Tıp” yöntemlerinin yayılması için de destek veriyor, kendisi de öyle yaşıyor.