BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Burak GÖRAL 09:16 31 Ekim 2015

Komedi çekmeyi ne zaman unuttuk!

Sanki bu ülkede 100 yıldır değil de son yirmi senedir sinema yapılmaya başlanmış gibi, daha önce sinemada defalarca kez ele alınmış konular bile doğru düzgün anlatılamaz oldu! Yine yarım yamalak kalmış bir komedi filmle karşı karşıyayız…

 

git-başımdan-afiş‘Git Başımdan’da bildik ama sevimli bir hikayenin ucu görünüyor en başta. Ama maalesef film o uçtan ibaret kalmış ve devamı getirilememiş… 30’lu yaşlarında olmasına rağmen baskın bir annenin kanatları altında yaşayan, istediklerini söylemekten çekinen, sessiz ve yumuşak başlı Latif, uzun zamandır görüştüğü kız arkadaşından ayrılmak isterken bir anda kendisini onunla evlenmek üzere bulur çünkü ayrılmak istediğini ona bir türlü söyleyememiştir. Ama büyük patlama anı tam da nikah masasında gerçekleşir; Latif kendine mikrofon uzatıldığı anda içindeki sese uyup büyük itiraflarda bulunur ve düğünden kaçar. Bu olay içindeki sesin iyice dışarı çıkmasına vesile olur. ‘Dövüş Kulübü’ndeki Brad Pitt gibi başka bir adam olarak sadece Latif’e görünen Mansur, onu daha çok konuşması konusunda cesaretlendirir. Latif kaçarken (aslında neden kaçıyor belli değil çünkü kovalayan yok!), Selin adlı çevreci bir kızla tanışacak ve ona yardım ederken gerçek aşkı bulacaktır…

 

Ana sorun ilk yarıda çözülünce

 

Bu hikaye aslında Latif düğünü terk ettiğinde bitiyor. Oraya kadar güzel giden film, bu tip komedilerin formüllerini doğru takip ediyorken, Latif’in yola çıkmasından itibaren bir yol filmine dönüşüyor. Bir süre sonra film kendi olaysızlığından sıkılıyor ve video klip mantığında yol almaya başlıyor… Çünkü olay yok, ulaşılmaya çalışılan ciddi bir amaç yok. Latif’in artık sesini çıkaran bir adama dönüşmesi filmin ilk yarısında gerçekleşince filmin problemi de kalmıyor.

 

git-başımdan

 

Latif’in evlenmekten son anda vazgeçtiği Reyhan ortadan yok oluyor, annesini canlandıran Nevra Serezli gibi usta bir oyuncu da böylece hikaye dışında kalıyor. Böyle kolayca görülebilecek bariz bir senaryo sorununun görülememiş ve telafi edilmeden sete girilmiş olması gerçekten çok ilginç! Bu kadar çok gişe filmi çekilen bir ülkede hâlâ böyle temel hataların yapılıyor olması sinemamız açısından acı verici…

 

GENÇ BİR İŞÇİ KIZIN ZORLU MÜCADELE HİKAYESİ

 

nefesim-kesilene-kadar

 

‘Nefesim Kesilene Kadar’da, bir tekstil atölyesinde son derece kötü şartlarda çalışan gencecik bir kız var. Hayırsız babası uzun yol kamyon şoförü, hasta karısı ölünce küçük kızı Serap’ı ablasına bırakmış ve kazandığıyla anca kendine yetebiliyor. Serap ise ablasıyla eniştesinin yanında sığıntı gibi yaşıyordur. Kazandığı paranın her kuruşuna el koymaya çalışan eniştesinden parasını saklayıp biriktiren Serap, babasıyla beraber huzurlu ve düzenli bir şekilde yaşayabileceği başka bir ev kiralamayı hayal ediyor. Bunun için nefes nefese bir mücadelenin içinde oradan oraya savrulup duruyor… Serap’ın bu zor hayatını, türlü imkansızlık ve adaletsizliklerin içinde ayakta kalmaya çalışmasını konu alan filmin yönetmeni Emine Emel Balcı’yı, bu ortamda böyle bir hikaye ve karakteri çekmeyi tercih ettiği için tebrik etmeli.

 

nefesim-kesilene-kadar-afişKarakter ve seyirci arasındaki mesafe

 

Belçikalı usta yönetmenler Dardenne kardeşlerin filmlerini hatırlatan ve büyük oranda kahramanı sürekli takip eden bir omuz kamerasıyla çekilen bu işçi sınıfı dramasının içinde nefes alacak bir alan pek yok. Elbette Serap’ın hikayesi oldukça gerçek ancak seyirciye onu sevdirebilecek çok fazla şey yapmamış genç yönetmen. İlk kez 2010 yapımı ‘Çoğunluk’ta dikkatimizi çeken Esme Madra da bu karakteri soğuk oynuyor ama belli ki böyle oynaması istenmiş. Oysa sevilebilir karakterler yaratmak film sanatına zarar vermez.

 

 

İKİ RUH YER DEĞİŞTİRİYOR VE…

 

Doğaüstü bir nedenden ötürü iki ruhun yer değiştirmesi üzerinden şekillenen komedi hikayeleri eskimeyen türden öykülerdir. Ruhları yer değiştiren zıt karakterdeki ya da farklı cinsiyetlerdeki insanların birbirlerinin hayatı ve yaşadıkları zorluklar üzerinden empati beslemelerini sağlayan bu durumun komedisi çok yapıldı ve hâlâ da yapılmaya devam ediyor.

 

mavi-gece

 

‘Mavi Gece’de varoşlarda yaşayan ama son derece cinsiyetçi bir taksi şoförüyle varlıklı bir kadın doktorun ruhları bir kazadan sonra birbirlerininkiyle değişir. En azından bir süre bu tarz bir hikaye izlediğimizi düşünüyoruz ama film finalde bütün yaşananları bir kalemde siliveriyor. Ayrıca hikaye ve senaryo, romantik komedilerin muhafazakar kalıplarını iyice zorlayıp, iki farklı sosyal sınıfa ait kişinin yaptığı ve ciddi sorunları olan evliliği bebekle kurtarıyor!

 

mavi-gece-afişFırat Tanış ve Ayça Varlıer gibi iki yetenekli oyuncunun çabaları kimi esprileri olduğundan komik hale getirebiliyor ama bu yetmiyor. Karakterler yeterince işlenmemiş. Emel ilk başta şarkıcı gibi giriyor hikayeye, sonra bir anda karı-koca doktor oldukları çıkıyor ortaya. İlk sahnede kocasının çapkınlığından şikayet eden Emel, sonra bir daha hiç bahsetmiyor bu konudan! Zeki ise zaten az gördüğü, ilgilenmediği ve sürekli aldattığı karısını özleyecek hiçbir şey yaşamıyor film boyunca! İki farklı konuma ait ana karakterlerinin birbirlerinin durumlarına empati duymaları teması ise finalde içinden çıkılamadığı için hikaye darmadağın edilmiş sanki. Oysa bu hikaye rahmetli Atıf Yılmaz’ın elinde kim bilir nasıl bir filme dönüşebilirdi, gel de özleme…

Son Dakika Haberleri