•   Ekim 27, 2014

Yaşam sevginiz eksilmesin!

Meme kanseri artık çaresi olan bir kanser türü. Erken teşhisin de önemi ile kolayca alt edilebilecek bir hastalık. Meme kanseri farkındalık ayında da Op. Dr. Evrim Uçkunkaya bir kadın için bu organın önemini ve kanseri atlatmış güçlü bir kadın için yapılabilecek cerrahi müdahalelerle ona daha da güç katmanın yollarını anlattı.

 

 

meme-kanseri-farkindalik-ayi

Kadında memenin işlevi ve meme kanserinden bahseder misiniz?

Bir kadının memesi onun meteoroloji istasyonudur. Meme her şeyden önce kadını kadın yapan en önemli organdır. Yani erkek ve dişi ayrımında belirleyici bir görevi vardır. Bir çocuğun artık çocukluktan çıkıp ergenliğe girdiğinin, genç kız olmaya başladığının belirtilerinden birisi meme gelişiminin başlamasıdır. Daha sonra anne olduğunda da göstergesidir. Sadece meme kanseri olmasına gerek yok, memede oluşan kistler, ağrılar, şişmeler kadınların kendilerini iyi hissetmedikleri zaman başlarına gelen olumsuzluklardır. Bu noktada biz hep “Organların dili, psikodinamiği vardır.” deriz. Ruhun verdiği tepki organlara yansır. Meme kadın için çok önemli bir organ ve dişilik sembolüdür. Kadının önce bunu kabul etmesi gerekir. Psikosomatik hastalıkları tedavi eden uzmanların sıklıkla kullandıkları şöyle bir cümle vardır: “Sizi mutlu eden organ hasta olmaz. Hastalıkların ortaya çıkışında mutlaka bir organ çatışması vardır. Meme kanseri ile ilgili veriler günümüzden binlerce yıl öncesine dayanıyor. Pergamonlu Galen, melankolik kadınların neşeli kadınlara oranla meme kanserine yakalanma ihtimâlinin daha fazla olduğunu düşünüyordu. Günümüzde yapılan psikosomatik araştırmalar ise meme kanserinin kişilikle de doğrudan bağlantılı olduğunu ispatlıyor. Meme kanserine yakalanan kişileri direkt “hasta” olarak tanımlamak ve onlara iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmış kişiler gözü ile bakmak çok yanlıştır. Bir gün evveline kadar sağlıklı görünen, hiçbir organik bozukluğu olmayan bir kadının ertesi gün banyo yaparken göğsünde bir kitlenin olduğunun farkına varması ve yapılan muayenelerden sonra kendisinde tümör varlığının tespit edilmesi, o kişinin o anda hemen hasta olduğu anlamına gelmez. Ancak kesin olan durum, o kişinin o zamana kadarki duygusal yaşamında mevcut uyumsuzlukları düzeltmediği sürece hastalanmaya aday olduğudur. Vücutta bir tümörün oluşmasını basitçe düşünecek olursak, bunu insanın vücudundaki dokuların agresif bir gelişme göstererek çoğalması, yani vücudun agresif bir davranış örneği olarak görebiliriz.

 

Meme kanseri tanı ve tedavisi, kadınların yaşamını; fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi boyutlarda etkileyen bir kriz durumudur. Memesi alınan bir kadın, kadınlık duygularının kaybolduğunu hisseder, en iyi olasılıkla bu duyguları zayıflar. Kendisini dişi gibi, bütün bir kadın gibi hissetmesinde önemli katkısı olan bir organı artık yoktur. Meme rekonstrüksiyonu yani meme onarımı yapılmayan bir kadın çoğunlukla bu durumu daha doğru bir ifadeyle bu durumun yarattığı eksik duyguları protez sütyen ya da dolgulu sütyen ile tamamlamaya çalışır. Bunlara imkanı yoksa sütyeninin içini pamukla doldurur; ama illa ki kendini bir şeyler yapma, o eksiği kapatma zorunda hisseder.

 

 

Meme rekonstrüksiyonu nedir?

Rekonstrüksiyon kısaca memesini kaybetmiş bir kadına tekrar meme yapılmasıdır. Kanserden kurtulmuş, ölüm-kalım savaşında hayat tarafına tutunabilmiş bir kadın için aslında elde edilebilecek en büyük zaferlerden birisidir. Mastektomi sonrası ideal bir meme rekonstrüksiyonu yöntemi, normal meme görünümünde ve dokusunda bir meme oluşturulabilmeli, diğer meme ile simetri sağlanabilmeli; uzun dönemde kalıcı sonuçlar elde edilebilmeli; hastaya ilave riskler getirmemeli, eğer getiriyorsa bu riskler kabul edilebilir düzeyde olmalıdır. Hiçbir meme rekonstrüksiyonu yöntemi, doğal bir memenin tıpatıp aynısını yapamaz! Kadınlar meme kanserinden sonra meme dokularını kaybetmeleriyle öncelikle bir depresyon süreci yaşarlar. Kadını erkekten ayıran en önemli uzuvlardan birisi meme olduğu için olumsuz bir psikolojiye kapılırlar. Biz memesini yaparak aslında kadına yeniden kadınlığını veririz.

 

 

Meme Rekonstrüksiyonda hangi yöntemler kullanılır?

Meme Rekonstrüksiyonunda iki ana yöntem uygulanır. Bunlar implant (doku genişletici balonlar ve/veya silikon meme protezi) ve/veya hastanın kendi dokuları (öz doku,otojen doku) ile onarımdır. Ameliyat şeklinin seçiminde, kişinin genel sağlık durumu, yaşı, vücut özellikleri, önceki ameliyat izi, radyoterapi yapılmış olması, diğer memenin durumu, hastanın beklentisi ve tercihleri gibi birçok faktör rol oynar.

 

silikon

 

 

Meme dokusunun oluşturulmasında kaç yöntem kullanılmaktadır?

Ne yazık ki her hastaya uygun olacak tek bir yöntem yoktur. Hastaya göre yöntem seçimi hastanın ayrıntılı bir muayenesi ve bazen de çeşitli incelemelerin eklenmesi gerekebilir. Her hasta kendine özgüdür. Deneyimlerim sonucu aslında hastaların teknik ayrıntılardan çok sonuçla ilgilendiğini öğrendim. Elbette ki sonuca giden yolda önemli noktalar bilinmelidir.

 

Doku genişletme ve silikon protezlerle yapılan meme onarımıyla önce doku genişleticiler kullanılır. Meme protezinin yerleştirilebileceği yeterli cebin oluşturulması, ardından bu bölgeye silikon meme protezi yerleştirilmesidir. Bu doku genişletici bir valf aracılığı ile belli aralarla serum fizyolojik (tuzlu su) vererek şişirmektedir. (Şişirme esnasında genellikle ağrı duyulmamaktadır.) Bu işlem, kullanılacak kalıcı protezin boyutuna bağlı birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilmektedir. Yeterli şişirme yapıldıktan sonra ikinci bir ameliyatla bu doku genişleticisi çıkarılır. Yerine istenilen protez yerleştirilir. Hastanın kendi dokuları olan özdoku veya otojen dokularla meme onarımı da karın, sırt, kalça ve uyluk bölgesinden alınan dokularla üç boyutlu meme onarımı şeklinde yapılabilir. Özdokunun avantajı, canlı, yumuşak, üç boyutlu, normal memeye çok benzer bir onarım sağlamasıdır. Verici bölgede yara izi olması ve doku naklinin beraberinde getirdiği riskler bu yöntemin dezavantajları olarak kabul edilebilir. Özdoku ile yapılmış memenin fiziksel davranışı doğal memeye daha çok benzerlik gösterir, duyu hissi de daha iyi oluşmaktadır. Ameliyat sonrası dönemde, izlerin solması ve kullanılan dokularin yumuşaması, zamanla memnuniyet duygusunu arttırır. Özdoku kilo alıp vermelere normal meme gibi yanıt verir. Meme başı onarımında ise işlem, meme başı yapılması ile tamamlanır. İlk ameliyattan 6-8 ay sonra onarılan memede meme başı işaretlenir, buna uyan bölgedeki dokulardan meme ucu yapılır. Meme ucunun çevresindeki koyu renkli alanı oluşturmak için dövme yapılabildiği gibi, karşı meme başından ya da kasıktan alınan serbest deri de kullanılabilir. Bu işlemler lokal anestezi ile uygulanabilir, hastanın hastanede yatması gerekmez. Simetri sağlamak için karşı memeye küçültme, dikleştirme gibi işlemler bu aşamada yapılır. Bu genel anestezi gereklidir.

 

 

Erken ve geç yapılan meme rekonstrüksiyonlarını avantajları ve dezavantajlarıyla açıklar mısınız?

Meme onarımı, zamanlama açısından iki dönemde yapılabilir. En uygun zamanlama değişkendir ve meme kanserinin evresi, sizin tıbbi geçmişiniz, sosyal ve psikolojik durumunuz ve postoperatif radyoterapi olasılığı da dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Her yaklaşımın kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Yine de her iki yaklaşım da estetik bir rekonstrüksiyon ile sonlanır. Bunlardan biri eş zamanlı ya da anında onarımdır. Bu durumda, meme kanseri tanısı konulmuş hastalarda, meme ameliyatının gerçekleştirildiği seansta yeniden meme yapılması söz konusudur. Böylece hasta meme ile girdiği ameliyattan memesiz olarak değil, yeni bir meme ile çıkmaktadır. Erken evrede yakalanan meme kanserli hastalar, eş zamanlı onarım için uygun adaylardır. İleri evrede tanı konan, ya da ışın tedavisi uygulanacak hastalara, hastalıksız geçirdiği birkaç yıldan sonra onarım uygulanması daha doğru bir yaklaşımdır. Buna da geç dönem onarım denir.

 

meme-kanseri-icHastanın memesinin alınmasından ve kendisine yeniden meme yapılmasından sonraki yaşadığı psikolojik süreçlerden biraz bahseder misiniz?

Günümüzde yapılan araştırmalar meme kanserinin kişilik yapısıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bütün tıp literatüründe kötü huylu denilen hastalık tanımı bir tek kanser için yapılır. Biz bu kötü huylu hastalığı değişik anabilim dallarından hekimlerle bir araya gelerek tedavi etmeye çalışmalıyız. Kadını bir bütün olarak ele almamız ve öyle değerlendirmemiz gerekir. Kanserde psikososyal girişimlerin tedavinin bir parçası olarak rutin tedavi işinde yer alması son derece önemlidir. Yapılan çalışmalar psikososyal girişimlerin kanserli hastalar üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ameliyat öncesi dönem, iyi bir ameliyat sonrası dönem yaşamak için çok önemlidir. Ameliyat öncesi dönemde hastayı ve ailesini bilgilendirmek ve psikososyal destek kaygıyı azaltır, hastanın uyumunu ve tedaviye katılımını kolaylaştırır. Ameliyat sonrası psikolojik destek, hastanın yaşam kalitesini artırmada önemli bir etkendir.

 

evrim-uckunkayaMeme rekonstrüksiyonu için risk yaratan faktörlerden söz eder misiniz?

Genellikle hastalarımdan, bu ameliyatlar öncesinde beslenmelerine çok dikkat etmelerini ve spor yapmalarını isterim. Alkol ve sigara da çok büyük risk faktörleri olarak karşımıza çıkar. Bugüne kadar yaptığım bütün meme ameliyatlarında sigara içen hastaların yaralarının daha geç iyileştiğini, enfeksiyon ve meme başı kanlanmasının bozulduğunu, hatta memenin nekroza gittiğini bile gördüm. Bu nedenle hastalarımızdan operasyondan en az 6-8 hafta önce sigarayı bırakmalarını istiyorum. Bunların yanı sıra genetik faktörler de risk yaratıyor. Annede, teyzede meme kanseri vakaları yaşanmışsa kesinlikle koruyucu anlamda birtakım tedbirlerin alınması, hastanın bunu uzmanlarıyla paylaşması gerekir.

 

Bugüne kadar bu alanda kaç ameliyata imza attınız ve bunların kaçı Türkiye’deydi?

Türkiye’de göreve 17 Mart 2014 tarihinde başladım ve çok kısa süre içinde bir çok meme rekonstrüksiyonu ameliyatlarında bulundum. Meme kanseri, dünyanın her yerinde yaygın olan bir kanser türüdür. Dünyada da akciğer kanserinden sonra yaygınlık açısından 2. sırada geliyor. Meme kanseriyle ilgili tetkik ve taramalar günümüzde çok ileri düzeyde. Kendi memenizi kontrol ederek, düzenli jinekolog kontrolleri, memenin ultrasonografisi ve belli bir yaştan sonra da mamografisi ile daha erken teşhis konulabilir. Almanya’da son 6 yılımda, daha çok meme rekonstrüksiyonu ve mikrocerrahi ile ilgilendim. Sayısını net olarak bilmiyorum, ama çok fazla ameliyat gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Almanya’nın her yerinden hastalarım vardı ve genelde hastanın kendi dokusuyla “otojen” rekonstruksiyon yapıyordum. Otojen rekonsrtruksiyonların daha uyumlu sonuç vermesinin yanı sıra hastanın kendi vücudundan bir parça kullandığımız için sonrasında kadın, memesini ve tüm tedavileri daha rahat benimsiyor.