•   Kasım 22, 2014

Türkiye güzelleri arasında ayrık otu gibiyim

Kemer Country’deki evine konuk olduğumuz Jülide Ateş, yüreğindeki dilinde olan bir kadın. Dikkatimizi çeken ilk konu, evinin duvarlarında kraliçe seçildiği güne ait tek kare fotoğrafının bile olmaması. Ateş, eşi ve biricik oğlu Ali ile birlikte, ekranın arka yüzünde son derece sade bir hayat yaşıyor.

julide-ates-4224 yıl önce kraliçe seçildi

Jülide Ateş, 1990 Türkiye Güzeli seçilip başına kraliçelik tacını taktı ama bu unvanını hiçbir zaman ön plana çıkarmadı. Ateş, hayatını asla taç ve kraliçelik kavramları üzerine kurgulamadığını, bu anlamda Türkiye güzelleri arasında ayrık otu gibi olduğunu söyledi.

Türkiye güzelleri arasında ayrık otu gibiyim

Ekranların en sevilen yüzlerinden biri olan Jülide Ateş 23 yıllık meslek hayatını ve bilinmeyenlerini ilk kez anlattı. Ön­ce tes­cil­li gü­zel… Son­ra ödül­lü su­nu­cu… Aşık bir eş ve iyi bir an­ne. Be­nim ya­pa­bil­di­ğim en kı­sa ta­nım buy­du Jü­li­de Ateş için. Ta­a ki onu da­ha ya­kın­dan ta­nı­ya­na ka­dar. Ke­mer Co­unt­ry’­de­ki evi­ne ko­nuk ol­mam­la öte­ki Jü­li­de­’yi de ta­nı­dım ve aca­yip sev­dim. Bi­li­yor mu­su­nuz; ek­ran­lar­da­ki o cid­di ve aşı­rı me­sa­fe­li ka­dın­dan eser yok. Bir ke­re sö­zü­nü esir­ge­mi­yor. O ka­dar iç­ten ki; öy­le böy­le de­ğil. Ya­lan bil­mi­yor, oy­na­mı­yor, da­ha­sı tes­cil­li gü­zel ol­du­ğu­nu bi­le umur­sa­mı­yor. julide-ates-42-2Evin­de kra­li­çe se­çil­di­ği gü­ne ait tek bir fo­toğ­ra­fı bi­le yok! Ga­ze­te­ci eşi Em­re İs­ke­çe­li, bi­ri­cik oğ­lu Ali ile bir­lik­te, ek­ra­nın ar­ka yü­zün­de son de­re­ce sa­de ve na­if bir ha­yat ya­şı­yor…

Ha­ber­tür­k’­te gün­düz ku­şa­ğı ile kı­sa bir ara­dan son­ra ye­ni­den ek­ran­lar­da­sı­nız. Bel­ki de ilk kez ça­lış­ma sa­at­le­ri­niz “nor­mal­leş­ti­”. Ya­nı­lı­yor mu­yum?

As­lın­da ça­lış­ma sa­at­le­ri ba­kı­mın­dan en zor dö­nem Sta­r’­da sun­du­ğum sa­bah ku­şa­ğıy­dı. Prog­ram sa­bah 7’de baş­la­yıp, 10’a ka­dar sü­rü­yor­du. Sa­at 4’te kal­kı­yor­dum ve o bi­raz hır­pa­lı­yor­du. Ama şöy­le bir şey var; bün­ye bir şe­kil­de alı­şı­yor. Hayatınızın normali oluyor.

“A­yık ka­fa, gün­düz, do­ğa ve mutlaka spor in­sa­nı­yım”

Ak­şam ye­me­ğe mi­sa­fi­ri­niz var. Er­ken­den “Hay­di gü­le gü­le­” de­mi­yor­su­nuz mut­la­ka.

(Gü­lü­yor) “Gü­le gü­le­” de­mi­yo­rum ama çok ya­kın ar­ka­daş­la­rı­mız­dan ‘i­yi ge­ce­ler ben yat­ma­ya gi­di­yo­ru­m’ de­miş ol­duk­la­rım var… Kim­se de bo­zul­mu­yor. Me­se­la öğün­ler­den de en çok kah­val­tı dost­luk­la­rı­nı se­ve­rim ben. Bel­ki si­ga­ra ve al­kol tü­ke­ten bir in­san da ol­ma­dı­ğım için bu­nun da et­ki­si ola­bi­lir. Ayık ka­fa gö­nül in­sa­nı­yım. Spor ol­sun, do­ğa ol­sun, mü­zik, sa­nat, gü­zel ye­mek ve dost­la­rım ol­sun… Otur­mak ye­ri­ne, yü­rü­me­yi ter­cih ede­rim.

julide-ates-sli

Miss Uni­ver­se­’de ilk 10’a ka­lan ilk Tür­ki­ye gü­ze­li siz­si­niz. Tes­cil­li gü­zel ol­mak ne his­set­ti­ri­yor?

Bu son derece gü­zel bir şey gi­bi al­gı­la­nı­yor. Ama dı­şa­rı­dan gö­rü­nen pı­rıl­tı­lar ara­sın­da zor ta­raf­la­rı da var…

“Ö­lü­mü he­ye­canla­  bek­li­yo­rum”

Yaş­lan­mak­tan kor­ku­yor mu­su­nuz pe­ki?

Kork­mu­yo­rum. Hem kork­sa­nız ne ya­pa­cak­sı­nız? Bi­lim­sel araş­tır­ma­la­ra gö­re; in­san­lar 63 ya­şın­dan son­ra mut­lu bir dö­nem ya­şı­yor­lar­mış. Hat­ta ölü­mü de ye­ni bir de­ne­yim ola­rak al­gı­lı­yo­rum.

Bu­nu aça­lım mı bi­raz?

Ya­ni öle­ce­ği­ni bi­le­rek ya­şa­yan tek can­lı­yız. Al­la­h’­a ina­nı­yo­rum ve ba­na ka­vuş­mak gi­bi ge­li­yor. Ölü­mü he­ye­can­la bek­li­yo­rum…

Estetiğe değil abartıya karşıyım

Gü­zel­lik Al­lah ver­gi­si ta­mam, pe­ki ya genç­lik sır­rı­nız?

Her­kes böy­le di­yor. Hal­bu­ki pa­şa pa­şa yaş­la­nı­yo­rum ve ya­şı­mı da her yer­de gu­rur­la söy­lemekten çekinmiyorum.

Es­te­tik?

1990’da Tür­ki­ye Gü­ze­li se­çil­dim. 1993’te bu­run es­te­ti­ği yap­tır­dım. Ha­ber spi­ke­ri ola­cak­tım ve ya­kın kad­raj­da bur­num gö­zü­me bü­yük gö­rün­dü. Es­te­ti­ğe de­ğil es­te­tik­te abar­tı­ya kar­şı­yım.

julide-ates-sli-2

Hiçbir zaman kraliçelik modunda yaşamadım ben

Ay­na­ya bak­tı­ğı­nız­da ken­di­ni­zi be­ğen­me­di­ği­niz olur mu?

İn­san­lar sa­nı­yor ki; siz ar­tık tes­cil­len­dik­ten son­ra öz­gü­ven ta­van yap­mış, en gü­zel siz­si­niz ve kim­se­le­ri be­ğen­mi­yor­su­nuz. Yok öy­le bir şey. Ben böy­le bir ruh ha­li­ne hiç sa­hip ol­ma­dım. Hiç­bir za­man “Ben gü­zel­lik kra­li­çe­si­yi­m” mo­dun­da ya­şa­ma­dım. İş­te evim­de de gö­rü­yor­su­nuz; ne ta­cım var, ne kra­li­çe­lik fo­toğ­ra­fım. Ben ha­ya­tı­mı bu kav­ram üze­ri­ne kur­gu­la­ma­dım. Ha­ki­ka­ten bu an­lam­da Tür­ki­ye gü­zel­le­ri ara­sın­da bir ay­rık otu­ gibiyim. Eleş­ti­ri­ler de ço­ğal­dı.

RÖPORTAJ: Nil SOYSAL / FOTOĞRAFLAR: Mert ARISLAN