•   Kasım 17, 2014

Varis tedavisi artık yüz güldürüyor!

VARİS hastalığı, yaklaşık 2 bin yılı aşkın bir süredir bilinen ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen sağlık sorunlarından biridir. Varis en basit tanımı ile vücuttaki toplardamarların çapının artması, genişlemesi ve damar duvar yapısının bozulması anlamına gelir. Toplumda yaşamın herhangi aralığında yaştan bağımsız görülme sıklığının yüzde 10 ile yüzde 27 arasında değiştiği bilinmektedir. Bu duruma toplardamarlardaki kapakçıkların şekil ve işlevlerindeki bozukluklar neden olmaktadır. Bu sağlık sorunu, 60 yaşına gelen kadınlarda, yüzde 75 gibi yüksek bir oranda görülen bir durumdur. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülmekte ve yaşla birlikte görülme olasılığı artmaktadır. Bu rahatsızlığın tedavisindeki gelişmeleri, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi öğretim üyelerinden Prof. Onur Selçuk Göksel’e sorduk. Bu rahatsızlığın tedavisiyle ilgili yurt içi ve yurt dışında çok sayıda akademik ve klinik faaliyette bulunan Prof. Göksel, rahatsızlığı ve tedavisinde gelinen aşamayı şöyle sıraladı:

 

TÜR VE BELİRTİLERİ: Klinik olarak varisler 6 derece olarak değerlendirilir ve tedavi de bu verilere göre şekillendirilmelidir. Hastadan hastaya değişmekle beraber sıklıkla ağrı, gece krampları, kaşıntı ve dolgunluk hissi, soğukla temas ihtiyacı gibi yakınmalar ön plandadır. Bu yakınmalar, uzun süreli ayakta durma, bacakları sarkıtarak hareketsiz oturma, yaz ayları veya sıcak iklim, kadınlarda menstruasyon dönemlerinde, sıcak ortamlarda artabilir.

 
AĞRIYI İLAÇLA AZALTMA: Varis tedavisi, altta yatan anatomik nedenlere göre yönlendirilmelidir. Hastaların ancak yüzde 15 kadarında yakınmalar venoaktif ilaçlar olarak adlandırdığımız grup ilaçlarla hafiflemektedir. Elimizde en önemli korunma aracı basınçlı varis çoraplarıdır, ancak bu çorapların amacı tedaviden ziyade hastalığın ilerlemesinden korunmadır.

 
LAZERLE ESTETİK ÇÖZÜM: Varislerin şekillerine göre uygun olan hastalarda yüzeyel köpük skleroterapi veya yüzeyel lazer tedavileri kozmetik açıdan tatminkar sonuçlar vermektedir. Uygun olan varis hastalarında, gelişmekte olan varisektomi veya ambulatuvar flebektomi teknikleri ile pakelerinin çıkartılması artık hem hasta konforu hem de kozmetik açıdan çok yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

 
AÇIK AMELİYAT TERKEDİLDİ: Ana damar yetersizliği veya trunkal yetersizlik durumlarında ise eskiden beri uygulana gelen klasik operasyonlar büyük oranda terkedilmiştir. Son yıllardaki teknolojik gelişmelerle beraber hastalarımızın “kapalı ameliyat veya bıçaksız ameliyat” olarak adlandırdığı lazer veya radyofrekans enerjileri ile hastalıklı bu damarların kapatılması ile tıbbi ve kozmetik olarak son derece yüzgüldürücü sonuçlar almaktayız. Bu sistemlerin en önemli avantajları, hastalara anestezi almaksızın yapılabilmeleri, operasyon sonrasında iz bırakmaması ve derlenme dönemine ihtiyaç olmaması ile hastaların günlük hayatlarına aynı gün dönebilmeleridir.

 
TEKRARLAMA RİSKİ AZ: Açık varis operasyonlarından sonra görülebilen cerrahi yara yeri enfeksiyonları ve özellikle yağlı yumuşak dokusu fazla olan hanımlarda görülen kasıktaki yağlı akıntılar bu yöntemlerde söz konusu değildir. Daha da önemlisi orta ve uzun dönemde nüks oranları, açık varis ameliyatlarına göre çok belirgin olarak düşüktür.

 
VARİS ÇORABINI UNUTUN: Diğer en önemli avantaj ise varis çorabı giyme zorunluluğunun 2-3 hafta ile sınırlanabilmesi ve hastaların bu süreden sonra varis çorabı giymesine gerek olmamasıdır. Açık operasyonlardan sonra ise bu süre en az 1-2 sene olabilmektedir. Bu nedenlerle, trunkalvenöz yetersizliğin klasik cerrahi tedavisi olan yüksek ligasyon ve strippingin, yukarıda bahsedilen olumsuz yönlerine ek olarak endovenözablasyon teknolojilerinin gelişmesiyle son 10 yılda oldukça ilgi çeken bir tedavi şekli haline gelmiştir.

 
YÜZDE 100 BASARI: Tüm dünyada, endovenöz lazer operasyonları, uygun hastada uygun lazer kateterlerinin uygulanabilmesi ile yüzde 100 başarı oranı ve çok düşük tekrarlama riski ile uygulanmaktadır. Hekimlerin hastalara uygun tedavi seçeneklerini uygulamaları ile, bu hastalarda memnuniyeti en üst seviyelere çıkmaktadır. Ana damar yetersizliğinin giderilmesini takiben köpük skleroterapi veya transkütan lazer teknikleriyle hastalarımız kozmetik açıdan da son derece memnun olmaktalar.