•   Ekim 30, 2014

Yüzde çekilme, felcin işareti olabilir

Bedenin bir yarısında uyuşma, güçsüzlük, karıncalanma, konuşma güçlüğü, çift görme, baş dönmesi gibi belirtilerle ortaya çıkabilen inme (felç), doğru müdahale edilmediğinde kalıcı sakatlıklara ve hayati tehlikeye neden oluyor. Uzmanlar, inme geçiren kişinin yakınındaki bireyin çok dikkatli olması ve ilk müdahalenin tam donanımlı bir merkezde yapılması riski azaltarak yaşam kalitesini artırdığını söylüyor.

 

İnme tedavisi için uygun olmayan sağlık kurumlara başvurmak tedavi şansını azaltığını söyleyen Prof. Dr. Reha Tolun, “İnmeyi tanıyamamak, belirtiler karşısında tepkisiz kalmak, hızlı hareket etmemek, hastane öncesi süreçte yanlış tedavilere başvurmak ve en önemlisi tedavi amacıyla uygun olmayan sağlık kurumlarına başvurmak inme geçiren hastada tedavi şansının ortadan kalkmasına yol açan en önemli nedenler arasında yer almaktadır.” dedi.

 

İnme esnasında hasta yakınının, hastanın kendisini anladığından emin olması önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Reha Tolun, “Bu nedenle hastadan örneğin dişlerini göstermesi veya gülümsemesi istenebilir. Eğer kişi bunları yaparken yüzü bir tarafa çekiliyor, kolu, bacağı güçsüz duruma düşüyor ise hemen önlem alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

 

Belirtileri tanıyın ve tedavi için vakit kaybetmeyin

Belirtilerin görüldüğü anda hemen doktora başvurulmalı ifadelerini kullanan Reha Tolun, ”Belirtiler bir kez görüldüğünde hiç vakit kaybetmeden doktora başvurulması hayati önem taşır. İnme belirtileri olan kişiye ilaç kullanımında dikkatli davranılması önemlidir. Aspirin veya tansiyon düşürücü ilaçların verilmemesi gerekir.” diye konuştu.

 

İnme geçiren bir kişide ilk olarak tansiyonuna bakılması gerektiğini aktaran Tolun, “Muayeneden sonra gerekirse anjiyo yapılmalıdır. Bu nedenle tam donanımlı bir merkezde ilk müdahale gerçekleştirilmelidir. Doktor muayenehanesi, hastane veya sağlık merkezi poliklinikleri, aile sağlık merkezleri ani ortaya çıkan inmenin tedavisi için uygun kurumlar değildir. Uygun olmayan bir kuruma gitmek tedavi şansını büyük oranda ortadan kaldırmaktadır. Pıhtı eritici ilaç ve anjiyografik tedavi yöntemlerinin uygulanabildiği, içinde inme ünitesinin bulunduğu bir hastaneye gidilmesi gerekmektedir. Tıkayıcı olarak ifade edilen inme, tüm vakaların neredeyse %80-85’ini oluşturmaktadır. Bu tür bir rahatsızlıkta beyin damarı bir pıhtı ile tıkanmakta ve kalpte olduğu gibi beyinde de enfarktüs ortaya çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

 

İlk 4,5 saat altın değerinde

İlk 4,5 saatin çok önemli olduğunu belirten Tolun, “Beyin damar tıkanıklıklarına bağlı gelişen inmelerde inme geliştikten sonraki ilk 4,5 saatte toplardamar yoluyla verilebilen bir pıhtı eritici ilaç (trombolitik ilaç) yararlı olabilmektedir. Bu ilaç genellikle ana beyin damar tıkanıklığı değil, beynin küçük damarlarında tıkanıklık gelişmiş durumlarda faydalı olmaktadır. Ana beyin damarında bir tıkanıklık görülmüş ise tedavinin anjiyografik yolla yapılması gerekmektedir. Kanamaların ve tıkanmaların %85 – 90 oranında nedeni, aşırı kilo, stres veya genetik faktörler olarak sıralanmaktadır.” ifadelerini kullandı.