BİZİ TAKİP EDİN

© 2016 - Tüm hakları Estetik Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.

Güzellik 11:38 15 Haziran 2014

Sanat terapisi ile güzelliğin kapıları

4aTalyaa Vardar kimdir? 

ODTÜ Kamu Yönetimi’nin ardından İsviçre’de Sanat Terapisi üzerine master yaptı. Eş zamanlı olarak, Tibet’li bir ustadan biyoenerji terapileri öğrenmek üzere 3 yıl özel öğrencisi olarak şifa üzerine yoğunlaştı. Kaliforniya’da beyin ve yaratıcılık üzerine araştırmalar yapan bir enstitüde kaldı ve Vancouver Sanat Terapisi Enstitüsü’ne bağlı olarak Sanat Terapisti olarak çalıştı. Vardar, şimdiye dek 3 bin saatin üzerinde terapi, 2 bin 500 saatin üzerinde koçluk yaptı.

 

Talyaa Vardar eğitimini Kanada’da da almış, yıllardır insanların hayatlarına yön veren yaşam koçlarından biri. Ama onu farklı kılan sadece profesyonel hayatı değil, yaşayarak yaptığı “sanat terapisi”…

 

Kadınlar kendileriyle ilgili pek çok problem yaşıyor. Sanat terapisi yenilenmek için bir başlangıç olabilir mi?
Sanat terapisinde tüm yollar kişinin iç dünyasına çıkar. Kendimizi yenilemeye, bildiğimiz yerden başlamamız mümkün değil. Burada, bilinçaltımızla işbirliği yapmaya ve onun şifreli dilini çözmeye ihtiyacımız var. Bilinçaltımız tüm ilişkilerimizin kendimizle ilişkimizin bir yansıması olduğunu biliyor! Bilinçaltımızın dili sembollerle, renklerle, rüyalarla, karmaşık ve dolambaçlı şifreleri anlamakla anlaşılıyor. Tam da burada, sanat terapisi bize el uzatıyor.
Kilo vermek istiyoruz ama bir türlü başaramıyoruz!
İnsan beyni, eski alışkanlıklarına dönmeye meyillidir. Yeni bir alışkanlığı kazanmak için, zamana ve biraz inatçı olmaya ihtiyaç var. Çoğunlukla, yeni bir alışkanlık edinme ve eskisini bırakma sürecinde, kişinin dışarıdan dürtülmeye (dış motivasyona) ihtiyacı olur ki mesela yeni bir beslenme düzeni veya egzersiz yapma alışkanlığı beyinde pekişsin.

 

 
1aNereden başlamalı ilk olarak?
Kendinizin nasıl motive olduğunu anlamanız gerek. Sizi ne tutuyor, nerede direnç yaşıyorsunuz. Bu süreçte size enerji veren birisinden yardım almanız da iyi olabilir. İstemek ilk adım. Odaklanmak ve hedefe bağlılık sonuca götüren diğer önemli adımlar.
Özgüven eksikliği nelerden kaynaklı sizce?
Tüm dünyada, özellikle kadına yönelik şekilci bir yaklaşım var. Reklamlar, filmler ve diziler belirli standartlara uygun kadınlar ve erkeklerle dolu. Beynin görsel hafızası çok güçlü olduğu için bilinçaltında bu resimler, imgeler olarak saklanıyor ve kişi farkında olmadan kendisini bu imgelerle kıyaslıyor. Güzelim, yeterliyim veya güzel değilim, yetersizim gibi sonuçlara varıyor. Çok uyanık olmak lazım.
Kadınların üstündeki yük de çok. Çocuklar, iş, ev…
Evet ve kadın kendisine odaklanamadıkça, bu yükün hissi arttıkça artıyor. Ne olursa olsun, bir nebze de olsa kendisine zaman ayırabilmeli insan.
Kendini bırakmaya başladığı anda mutsuzluk daha da artıyor tabii.
Kendisine zaman ayıramayan kişi, bir süre sonra içeride de dışarıda da silikleşir, görünmez olur. Çünkü, kendisini yaşayamaz ve renkleri solar. Bu da özgüven, hatta devam ederse öz değer kaybına yol açar. Kendisini önemsiz birisi gibi hisseden kişiye, başkaları da öyle davranmaya başlar.

Şişmanladıkça gelen mutsuzluk 

Yemek yemek bir sonuçtur. Kişi, neyin yerine yemeği koyduğunu bulmalı. Hangi duygu ihtiyacından yemek yiyor? Stresten mi, can sıkıntısından mı, hayatı fazla mı soluk, kaygı ve endişesini yemekle mi bastırmaya çalışıyor, yalnız mı hissediyor, sevgi açlığı mı yaşıyor ve yemekle mi sevgi ihtiyacını doyurmaya çalışıyor? O duyguyu bulursak ve hayatımıza, kendimize o duyguyu getirebilirsek yemeğe duyduğumuz bağımlılık giderek azalır.

 

3AKendinizi motive etmek için…

İlk adım, neleri sevdiğini anlamak ve belki de hatırlamak, sonra kendisiyle randevulaşmak.
Sebepsiz de olsa, yüze bir gülümseme yerleştirmek, mutluluk hormonlarını tetikler. Yapay bile olsa kahkaha atın, bir süre sonra gerçekten güldüğünüzü ve motive olduğunuzu hissedersiniz.
Beş duyuyu uyandırmak da insanı canlandırır. Sevdiğiniz renkleri giyin, sevdiğiniz kokuyu evinizde bulundurun. Fırsat buldukça koklayın.
Ellerinize ve parmak uçlarınıza yumuşak masajlar yapın, beyninizin loblarını uyandırırsınız.
Mutlaka her gün sevdiğiniz müzikleri dinleyin. Yumuşak ruhlu ve neşeli melodiler seçin.
Bol bol yeşile kaçın, bir ağaca sarılmak bile bedeninizi topraklar; denize gidin maviye bakın.
Çevrenizde, pozitif insanlar olsun. Sürekli şikayet eden insanların şikayetlerini dinlemeyin, enerjinizi emerler.

Günde en az 30 dakika

Gönül ister ki kişi en az iki saat kendisiyle baş başa kalabilsin. Ancak şehir ve iş yaşamı, çocuklar, trafik, vb… bunu mümkün kılmıyor.

Benim buradaki tavsiyem, en azından bir 30 dakika her gün kişinin kendisine vakit ayırması. Bu zaman içinde yazabilirsiniz, renkli kalemlerle karalama yapabilirsiniz, müzik dinleyebilirsiniz, bedeninizle gevşeme hareketleri yapabilirsiniz ya da yürüyebilirsiniz.

 

HABER: Nil CANDEMİR

Son Dakika Haberleri